9 Şubat 2011 Çarşamba

Türk Mourinho - İnternetspor Mustafa Akçay Ropörtajı

Türk Mourinho İnternetspor'a konuştu


Tarzı ve yapısıyla Türk Mourinho yani Mustafa Akçay’la bir çok konuda samimi bir sohbet gerçekleştirdik.


2 yıl önce 2.Lig’de küme düşmemesi için TKİ Tavşanlı Linyitspor’un başına getirildiğinde Tavşanlı’yı önce Bank Asya 1.Lige çıkarıp burada da zirveye oynatabilen, sıradışı, üstün futbol kültürü ve bilgisine sahip, antrenörlüğün her türlü çözüm gerektirecek bir sihirbazlık olduğuna inanan yani klasik antrenörlerden fazlası bir adam…

Bunca şehir takımının yanında İstanbul dışında bir ilçe takımını mucizevi biçimde üst sıralara taşıyarak parlatmayı başardı. Geçen yıl sanayi destekli Karabükspor’un yaptığını TKİ Tavşanlı Linyit’te başarmaya çalışıyor.

Tarzı ve yapısıyla Türk Mourinho yani Mustafa Akçay’la Tavşanlı’dan tutunda Milli Takım, Türk hakemleri ve Trabzonspor’a kadar futbol adına ne varsa çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

İşte Türk Mourinho’nun görüşleri…
Çağatay EMEKSİZ: Mustafa Akçay’ı kısaca tanıyabilir miyiz?
Mustafa AKÇAY: Trabzon’da doğdum büyüdüm. Eğitimimi ilkokuldan üniversiteye kadar burada okudum. Evliyim. 2 kızım var.

Ç.E: Tavşanlı Linyit olarak geçen seneden başlayan müthiş bir çıkışınız var? Geçen yıl göreve geldiğinizde herkes sizden hedef olarak takımı kümede tutmayı beklerken siz ve ekibiniz Bank Asya’nın yolunu tuttunuz. Bu yılda ligin yenilerinden olmanıza rağmen üst sıralarda kendinize yer buldunuz. Bu işin sırrını öğrenebilir miyiz?

M.A: İşin sırrı çalışmakta .Oluşumun parçalarını, ekonomik ve zamanlaması uygun bir şekilde bir araya getirmek. Ayrıca pozitif ayrımcılıklar sayesinde devamlılıklar sağlamakta bizim işimizde önemlidir.

Ç.E: Sezon başında neler hedefliyordunuz? Bu hedefleriniz doğrultusunda şuan da bulunduğunuz konumdan memnun musunuz?

M.A: Sezon başında hedefimiz ligde kalmak ve ligin uzun süreli takımı olma yolunda ilk taşı koymaktı. Şuan da gelinen nokta itibariyle bu idealimizi matematiksel olmasa da büyük oranda hayata geçirdik. Bulunduğumuz nokta oynadığımız müsabaka sayısına göre önemli ve olumlu bir nokta. O yüzden memnunuz.

Ç.E: Her teknik adam çalışma koşullarının, olanakların ve bunlara benzer şartların iyi olmasını ister. Sizin kulüpten, şehirden ve taraftarlardan beklentileriniz neler?

M.A: Herşeyin çok mükemmel olması, her türlü araç ve gerecinizin olması, futbolcuların eksiksiz olması, çevre koşulları ve kulüp ekonomisinin çok iyi olması her zaman mümkün değildir. Bana göre de herşeyin iyi olması antrenörlük becerisini geliştirmeyeceği gibi yapılan işten zevk alınmasını da engeller. Fırtınalı havada gemiyi limana getirmenin hazzı ve başarmış olmanın verdiği tatları zaman zaman yaşamak gerekir. TKİ Tavşanlı Linyitspor’un taraftarı da kulübüyle birlikte büyümeye ve gelişmeye çalışıyor. Kötü taraftarlık davranışlarıyla henüz tanışmamış saf ve temiz bir ruhu var. Umarım zaman taraftarı da olumlu etkiler.

Ç.E: Futbol felsefeniz nedir? İnsanlar maçları seyrederken işte Mustafa Hoca’nın takımı diyebilirler mi?

M.A: Mücadele isteğini, futbolun basit oynanabilecek bir spor olduğunu, takımdaşlık ve takım olma faktörlerini sahaya yansıtan futbol anlayışını benimseyen bir felsefem var. Anarşist yapımın oyuncularımda da olmasını, baş kaldıran, iyi çalışan, mücadele eden sonunda da herkese baş eğdiren, saygı duyulmasını sağlayan bir felsefeyle futbolun oynanmasını benimsiyorum. Sahada böyle bir takım gördüğünüzde işte bu Mustafa Hoca’nın takımıdır ya da o bir süre buralarda dolaşmış diyebilirsiniz.

Ç.E: Ülkemizde oynanan futbolu nasıl buluyorsunuz? Kaliteyi arttırmak için ne gibi çalışmalar yapılabilir?

M.A: Ülkemizde futbolun kalitesiyle ilgili ve neler yapılabilir şeklindeki önermelerde bulunmak oldukça derin ve uzun zaman alıcı bir konudur.
Ancak potansiyelimizin olduğunu, bu potansiyelin yeterince iyi işlenmediğini ve yöneticilerce de ekonomisinin sağlıklı idare edilmediğini söyleyebilirim.
Kaliteyi arttırmaktan önce eksikliklerin neler olduğunun 3T metodu ile iyi tespit edilmesi gerekir. (Tespit, Teşhis, Tedavi)
Ülke futbolunun gelişmesi için gerekli materyallerden bazılarının Dünya’ya entegre olabilecek kalitede olması gerekir.

--Futbolcu ( Analitikçi-Profesyonel-Duygusal zekası gelişmiş )
--Teknik adam ( Evrensel-Gönül adamı-İşbilgisi gelişmiş )
--Kulüp yapılanmaları
--Tesis ve çalışma alanları
--Ülke futbol felsefesi ve ekolü

Ç.E: Bir Trabzon’lu olarak Trabzonspor’un Şenol hocayla yıllar sonra gelen başarısını, enerjisini değerlendirir misiniz?

M.A: Bu yıl ki başarılı yolculuk umarım yıl sonunda şampiyonlukla sonuçlanan sağlıklı bir değer üretsin. Bu şehrin buna ihtiyacı var. Ligde yer alan tüm rakiplerimiz bu yıl Trabzonspor’un şampiyon olmasının kendi gelişimlerine bile katkı sağlayacağını kabul etmeliler.

Güçlü bir Trabzonspor onları da güçlü kılacaktır. Şenol hocaya herkesin yardımcı olması çok fazla yaklaşmadan, çalışma alanına girmeden tüm şehir insanları, gazeteciler, yöneticiler olumlu sinerji yaratarak bu yıl sonunda şampiyonluğu şehre getirmelidir.

50 yıllık bir gelecek planlanabilir o nedenle bu şampiyonluk daha da önemli. Şenol hocanın bu yıl ki vücut dili ve söylemleri hoşgörü ve birlikte işbirliği yapmaya açık, eleştirileri olumlu karşılayan bir fotoğraf gösteriyor.
Ancak bu yolculuk çok zor ve engelleri fazla, tuzakları fazla olan bir yol üzerinde yapılıyor. Motivasyonun ve dikkatin kaybolmaması gerekir.
O nedenle Şenol hocaya herkes yardımcı olmalı. Çalışma alanına ne çok yaklaşmalı ne de çok uzakta durmalı.

”Bineği gece ve gündüz olan hem uykudayken yol alır hem gün aydınlandığında.” HZ Ali

Ç.E: Geçen yıl Trabzon’un kupa şampiyonluğuyla birlikte ligde de Bursa’nın şampiyon olmasıyla Türk bayrağını ilk defa 2 Anadolu takımı formasında taşımayı başardı. Yüksek bütçelere sahip olmalarına rağmen 3 İstanbul takımının Anadolu’nun gerisinde kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

M.A: Bu yıl ligde takımlarası güç dengesi, kulüplerin transfer politikalarını (özellikle anadolu takımları) değiştirmesi ile anadolu takımları lehine artış gösterdi.
Takımların oyuncu kalitesi ve değerinin artması rekabet gücünü de pozitif olarak arttırdı. İstanbul takımlarının transfer politikalarındaki yanlışlıkları da (özelikle yabancı oyuncularda) buna eklediğinizde dengeler fazla bozulmadı.
Önemli olan bu planlamanın uzun süre uygulanabilirliği ve kulüplerin oyuncu satıp kendilerini birkaç yıl finanse etme düşüncesiyle tekrar geri dönmemeleridir. Umarım olmaz.

Ç.E: Peki Milli takımımız hakkında neler söylersiniz? Sizce ülke futbolumuz ve Milli takımımız düzey olarak Dünya futbolunun neresinde?

M.A: Ulusal takımımızın 2002 Dünya Kupası 3.’lüğünden sonra görülen bir sonuç üretme eksikliği ve organizasyon yetersizliği içinde olduğu görülmekte.
Eğitim kadrolarının ve Ulusal Milli Takım teknik direktörünün değişiminden sonra bazı farklılıkların olmasını bekliyordum.
Ancak radikal ve marjinal bir düşünce hareketini henüz göremedim.
Türk futbolunun gerçekçi ve yeni bir kendini ifade eden ekole ihtiyacı var. Cesur ve atak tavırlar bekliyorum. Bekleyip görelim.

Ç.E: Rijkaard, Aragones gibi hocaların ülkemizde tutunamama sebebi sizce nedir?

M.A: Türkiye’de futbola bakış açısı ile ilgili bir durum. Rijkaard ve Aragones sistem, planlama, oluşum için gerekli süreç ve sonuçlara değerlendirmeler sonucunda yeni eylem planlarının hazırlanmasına önem veren bir anlayışa inanan kültürden gelen insanlar.

Biz günlük yaşayan, aklı gözünde olan bir anlayışla hareket ediyoruz.
Çevresel koşullar, plansızlık, sporcuya dayalı anlayış, kritik ve eleştiri mantığından uzaklaşarak linç eylemini hızlandıran sözleri kullanan medya ve inançlarında çok sık şüpheye düşen tutarsızlık dolu tavır ve davranış içine giren yönetimsel paradigma yapısı, işi bozup parçalamakta.

Devamlılık kültürü, saygıya ve güvene dayalı, inançla desteklenen futbol felsefesi ile günlük düşünce, plansızlığın ve sevgisizliği çatışması. Çoğunluk kazanır, idealist savaşır, Sokrates ölümsüzleşir. Tek sorun zamandır. Akıllı insanınız çoksa değişim hızlanır, süreç kısalır.Tanrı’dan akıllı yönetici istiyorum. Akıllı yönetici olmadan başaramayız.

”Akil olan adil olur”

Ç.E: Türk hakemliğiyle ilgili neler düşünüyorsunuz?
M.A: Türk hakemliği geçmişe göre daha temiz, pak bir gülümseme gösteriyor. Ancak iş bilgisi ve müsabaka ile koordinasyon geliştirme yönünde eksikliklerin olduğunu gözlemliyorum.


Hata yapılabilir hoşgörüsü bu dönem hakemlerine gösterilecek imtiyaz gibi görünebilir. Ancak dürüst olursam kararlardaki isabette çok fazla yeterli görmediğim bir geçiş dönemi yaşanmakta. Teknik adamlarla empati kurma konusunda biraz daha çaba yanında vücut dili ve mimiklerde sporcuların streslerini kontrol edebilecek pedagojik tavırlar konusunda da beklentim var.
Türk hakemlerinin bir deri değiştirdiğini düşünüyorum. Bunun sonucunda kazananın Türk futbolu olacağı inancını taşıyorum.

Ç.E: Sporda şiddetin kaynağı size göre nelerdir?

M.A: Toplumsal enerjiyi bir bütün olarak ele aldığımızda, bu enerji farklı ve nitelikli alanlarda boşaltılırsa mutlu ve huzurlu toplum yaratılır.
Ülkemizde entelektüel eğitimin ve gelişimine uygun zekanın, eğitim yapısına rağmen duygusal zekanın eğitimi konusunda çok geride olduğumuzu söyleyebilirim. Bütün bu aşırılıkların kaynağını bu eğitimin eksikliğinin yanı sıra ekonomik potansiyelin sağlıksız dağılımında aramak gerekir.

Duygusal zeka:
1-ÖZ BİLİNÇ: Sınırları bilmek,hisleri geliştirmek
2-ÖZ YÖNETİM: Güvenirlilik,dürüstlük,inisiyatif kullanmak
3-SOSYAL BİLİNÇ: Empati yeteneği, ihtiyaçları bilmek ve geleceğin ihtiyaçlarını iyi etüt etmek.
4-İLİŞKİ YÖNETİMİ: İkna yeteneği,değişime açık olmak,değişim göstermek,imeceye hazır olmak.
Bu yöndeki yani duygusal zekanın geliştirilmesi ile çoğu sorunumuzu halledeceğimizi ve şiddetin büyük oranda ortadan kaldırılacağına inanıyorum. Yasaların caydırıcılığı ancak bundan sonra daha etken olacaktır.

Ç.E: Futbol dışındaki tutkularınız nelerdir?

M.A: Doğa belgeselleri izlemek
Kitap okumak
Bulmaca çözmek(su doku, çengel, klasik bulmaca)
Dünya futbolunuz izlemek(maç, eğitim CD’leri, antrenman bilgisi CD’leri)

Ç.E: Son okuduğunuz kitap, son izlediğiniz film, son satın aldığınız albüm hangileridir?

M.A: Kitap olarak Şah Sultan ve Katre-i Matem.
Son izlediğim film Eyvah Eyvah
Türk sanat müziği ve Türk halk müziği şarkılarını dinliyorum. Enstrümantel CD’leri de zevke dinliyorum.

Ç.E: Tavşanlı’yı tek kelime ile anlatmak isteseniz ne söylerdiniz?

M.A: Doğal ve samimi bir yaşam ortamı, eleştirisel tavırların az yapıcı ve destek tavırlarının çok olduğu bir toplum yapısı. Kısacası tek kelime ile samimiyet.

Ç.E: Son olarak Mustafa Akçay’ın mesleki yaşantısında kişisel olarak en büyük hedefi nedir? Uzun vadeli planlarından biraz bahsedebilir mi?

M.A: En büyük idealim Avrupa’da çok üst düzey bir kulüpte teknik adam olarak çalışmak. Bunun için iletişimde kolaylık sağlayacak dil sorununu çözmek. Karınca misali olamasak ta uğrunda ölmeye hazırız.

Mustafa AKÇAY hocamız ve ekibine çok teşekkür ediyoruz. Bank Asya 1.Liginin en sempatik takımı olmanın yanı sıra umarım çalışmalarını somut başarılarla da ödüllendirebilirler. TKİ Tavşanlı Linyitspor’a başarılarının devamını diliyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...